07 Ocak 2009 Çarşamba  |  Ansayfam Yap  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  Künye  |  İletişim
Anasayfa
Haberler
Sayı 1'den 101'e Yöre
Yöremizden
Gezi Fotoğraflarında Edirne
Edirne Turları
Gezgin Dünyası
Yazı Dizileri
Yöre Yayınları
Abonelik
Künye
Bize Ulaşın
Arşivde Ara
  Detaylar
Edirne’deki Yapılar / Cornelius Gurlitt
"YÖRESEL KİTAPLAR DİZİSİ" NDE İLK KİTAP: CORNELİUS GÜRLİTT...
9 11 2008 - 19:44
NOTLARLA YAYINA HAZIRLAYAN: MUSTAFA ÖZER
FİYATI: 7,5 YTL

II. EDİRNE'DE YAPILAR

Garip olan ise caminin kubbe biçimidir. Yaklaşık 13 m. genişliğinde olan kubbeler, yarım küre biçimindedir. Yan sahınlardaki altı kemerde bulunan pandantifler bombelidir. Mihrabın üzerindeki kemere basit bir zik-zak band yerleştirilmiştir. Bu, Türkler'in özel bir mimari şekli olsa gerek. Orta kemer tuğlalarla inşa edilmiştir ve giriş kapısındaki kemerin üzerinde bulunan kubbede fener bulunmaktadır. Bu iki form, XV. yüzyılın başlarındaki mimari ile örtüşmüyor. Aksine daha sonraki zamanlarla örtüşmektedir Bana göre orta kubbe, Bursa'daki gibi, XV. veya XVI. yüzyılda açık kare alan üzerine kurulmuştur. Hammer'in aktardığına göre, II. Mehmet zamanında da cami üzerinde çalışmalaryapılmıştır.
Sarımların arasından bakıldığında, beklenildiğinden daha anlamlı bir sadelik ile karşılaşılmaktadır. Beyaz alan üzerine büyük siyah harflerle yazılmış olan iğrenç yazılar, daha geç zamanlarda yapılmıştır. İç taraftaki hantal mimari, ön taraftaki girişte bulunan holde ve birinin bir, diğerinin de iki çıkışı bulunan minarelerde de görülmektedir. Ana yapı kesme taş malzeme ile inşa edilirken, ayakların üzerinde bulunan ön holde yontma taş ve tuğla işçiliği görülmektedir. Mermerden olan ana kapıdaki mukarnas süslemeler, Edirne'deki en güzel mimari şekillerden biridir.
Kubbe inşaatı, XIV. yüzyılda tüm İslam uluslarının başvurduğu mimari bir yöntemdi. Bu tür yapıların inşasında duvar ustası olarak Türkler çalışmamıştı. Daha çok Bulgarlar ve Ermeniler çalışmaktaydı. Ama mimari Türkler'indi. Yapıların tekniğinde, iki veya üç kattan oluşan düzenli bir
şekilde işlenilmeyen yontma taş ve onun üzerine 30-40 cm.2 ve 5-7 cm. kalınlığında ince tuğla katlarla tesviye edilmekteydi. Bu teknik, Balkan yarımadasının ve Anadolu'nun birçok eski yapısında görülmektedir. Bizans ve Türk mimarisi arasındaki teknik farklılıkları tespit etmeye fırsatım olmadı.
Edirne'de, Türkleri teşvik etmiş etkilemiş olan Hıristiyan yapılar aradım. Fakat, buna benzer herhangi bir yapıya rastlamadım. Metropol kilise modern bir yapıdan oluşmaktadır. XI. ve XIII. yy.a ait olan, Bizans mimarisine ait olmayan birkaç yapı parçası bulunmaktadır. Bunların mimarisi Balkanların daha içlerinden gelmiş olabilir. Eski Bulgar formları olabilir. Öğrencilerimden biri, Eski Bulgar Mimarisi'nin özellikleri hakkında, bir yayında fikir verecektir. Küçük yarım kubbeli bir Bizans kilisesi olan Sinaitikon ile ilgili ayrıntılara, "İstanbul'un Mimarisi" (Die Baukunst Konstantinapolis, Berlin, Ernst VVasmuth) adlı eserimde değindim.
Görülmeye değer olan, Tunca Nehri üzerinde bulunan Gazi Mihal Köprüsü'nü geçtikten sonra, varoşlarda rastladığımız ilk camidir Yıldırım Camisi. Köprünün neden Gazi Mihal Köprüsü olarak anıldığını bilmiyorum. Fakat hatırladığı kadarıyla; Hammer'e göre XV. yy.da Gazi Mihal Bey'in bir cami inşa ettirmiş olması gerekir.
Cami Yıldırım Camisi, nadiren rastlanılan çapraz şekilli bir yapıda inşa edilmiştir (Şekil 3- 5). Bu sistem Ravenna'daki Galla Placidia'daki mezar yapısında kullanılmıştır. Fakat, fazlalık olarak çapraz köşelerde
(sürecek)
2000 - 2008 © Yöre Basın Yayın Reklam ve Dağıtım Hizmetleri
Muhittin Günel İş Merkezi Kat:2 No:125 - EDİRNE
Tel: 0.284.213 13 84 - Cep: 0.542.283 23 82
edirne.net.tr