![]() |
|
|
Atatürk Yola Beraber Çıkacaklarını SeçiyorduBenim hayatımda her yazılı şey önemlidir. Beyaz kâğıt üstüne siyah bir şey yazılmışsa onu okurum ve çok önemliyse saklarım.
![]() 3 10 2008 - 17:18 Çünkü kâğıdın ve yazının bilgi ve kültür olduğuna inanırım. Hiçbir gazete ve kağıdı attığımı hatırlamam. Yararlanacak bir tarafı varsa onu değerlendiririm. Sözgelimi bütün yazılarımı bir tarafı kullanılmış, bir tarafı kullanılmadan kalmış kağıtlara yazarım. Gazetede diziciler buna alışmışlardır.“Yazılı şeyleri saklarım” dedim ya 1980’li yıllarda Hürriyet Gazetesi “8 GÜN” diye ek bir dergi veriyordu. Onları toplamış, ciltletmişim. geçen gün bunları karıştırırken 8 Kasım 1981 tarihinde Atatürk ile ilgili özel bir sayı elime geçti. Dergide her yönüyle Atatürk anlatılıyordu. Atatürk’ün kendi yazdığı bir şiire bile yer verilmişti. Atatürk bu şiiri 1908 Ikinci Meşrutiyetin ilanı üzerine yazmış. Şiirin en alttan üç dizesi (mısra) şöyle: İhanet kâbusuyla vatan can çekişirken Bir gün Rumeli dağları nurlara boyandı Özgürlüğün solukları ile herkes uyandı. Bilindiği gibi İkinci Meşrutiyet, HÜRRİYET, MUSAVAT, UHUVAT, ADALET slagonları ile ilan edilmişti. Yani özgürlük, eşitlik, kardeşlik ve adalet” meşrutiyetin ilan gerekçesiydi. Aradan yüz yıl geçmiş olmasına rağmen bugün de bunları konuşuyoruz. neyse bugün konumuz bunlar değil. Dergide Atatürk’ün yakın silah arkadaşlarından bazılarının Mustafa Kemal ile ilgili fıkraları var. Onlardan biri Hüsrev Gerede’ye ait, diğeri de Samsun’a çıktığı gün rıhtımda ağladığını gördüğü ve “ASKER AĞLAMAZ” dediği fıkra var. Mustafa Kemal bu ağlayan askerle ilgilenmiş ve ona niçin ağladığını sormuştur. “Baksanıza der asker, yurdumun her yanını düşmanlar almış. Benim onlarla savaşacak silahım yok.” Bunun üzerine üstü başı yırtık, zayıflıktan kemikleri çıkmış eri askeri depodan giydirdikten sonra yanına alır ve bu er Atatürk’ün milli mücadele hareketinde ilk askeri olur. Ve cumhuriyetin ilanına kadar bu askeri yanından ayırmamıştır. Hüsrev Gerede Birinci Dünya Savaşı sırasında Kafkasya’da Kazım Karabekir’in kurmay subayıdır. Rahatsızlığı nedeniyle İstanbul’a geldiğinde o sıra İstanbul’da bulunan Mustafa Kemal kendisini görüşmeye çağırır. Mustafa Kemal de 3. Ordu Müfettişliğine gitmeye hazırlanmaktadır. Birbirlerini hiç görmemişlerdir. Mustafa kemal, Hüsrev gerede’ye, “Sizi Kurmay Heyetime almak istiyorum” diye söyler. O sıra Hüsrev Gerede Memleket gazetesi’ne değişik adlar altında yazılar yazmakta, tehlike bağlamında uyarılarda bulunmaktadır. Böyle yaptığını Mustafa Kemal’e de söyler. Mustafa Kemal Gerede’ye “Düşman süngüsü altında milli birlik olmaz. Ancak bu vatan topraklarına hamiyetli, fedakâr arkadaşlar elele vererek, memleketin bağımsızlığı ve milletin hürriyeti için gidiyorum” şeklinde yanıt verdiğinde üniformalı Hüsrev Gerede selam verir ve “EMRİNİZDEYIM” der. Eve heyecanla gider, çantasını hazırlar ve artık ölünceye kadar Mustafa Kemal’in yanında kalır. Hüsrev Gerede milli mücadele başlarında Bolu, Düzce ve Gerede isyanlarında, orada o zaman Hükümet Doktoru olan Kırklarelili Fuat Umay ile zincire vurulmuş, cumhuriyetin ilanından sonra Sofya ve Berlin Büyükelçiliklerinde bulunmuştur. Sofya’da Büyükelçi iken onun emrinde olan ve Bulgaristan’da “YENİLİK” adlı ilk Türkçe Gazete’yi çıkaran Mehmet Rüştü Açar olarak geldiği Kırklareli’nde yaşamıştır. Gerek Hüsrev Gerede gerekse Büyükelçi Bilâl Şimşir kendisiyle çok ilgilenmişlerdir. Birgün bunun nedenlerini de yazarım. Özetle, Mustafa Kemal milli mücadeleye hazırladığı kadrosu ile girmiştir. Amerikalı gazeteci yazar, “Catherına Gavin, “AŞKTA ve SAVAŞTA MUSTAFA KEMAL” kitabında Mustafa Kemal’in emrinde asker ve subayların herbirinin savaş kabiliyetini bildiğini yazar. Mustafa Kemal böylesine ÜSTÜN İNSAN’dır. O’nu öğrenmeye, öğretmeye bakalım. |
|
2000 - 2008 © Yöre Basın Yayın Reklam ve Dağıtım Hizmetleri Muhittin Günel İş Merkezi Kat:2 No:125 - EDİRNE Tel: 0.284.213 13 84 - Cep: 0.542.283 23 82 |
| edirne.net.tr |